Home | Classroom | Archive 1 | Archive 2 | Words | Phrases | Countries | Languages      


Return to the TURKISH ArchiveForward to the Current TURKISH Forum

Phrasebase Archive


OsmanWednesday 19th of July 2006 12:22:23 AM
Turkish Poetry - Hi everybody! Herkese merhaba!

Here we will try to share translations of famous Turkish poets\' poems. hope you enjoy with them!

Here we start with İstanbul\'u Dinliyorum by Orhan Veli Kanık.

[color=red][size=2]İstanbul\'u Dinliyorum / I am listening to Istanbul[/size][/color]

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
At first there blows a gentle breeze
And the leaves on the trees
Softly flutter or sway;
Out there, far away,
The bells of water carriers incessantly ring;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
Then suddenly birds fly by,
Flocks of birds, high up, in a hue and cry
While nets are drawn in the fishing grounds
And a woman\'s feet begin to dabble in the water.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.
The Grand Bazaar is serene and cool,
A hubbub at the hub of the market,
Mosque yards are brimful of pigeons,
At the docks while hammers bang and clang
Spring winds bear the smell of sweat;
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhanelerıyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
Still giddy since bygone bacchanals,
A seaside mansion with dingy boathouses is fast asleep,
Amid the din and drone of southern winds, reposed,
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geciyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Bir şey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.
Now a dainty girl walks by on the sidewalk:
Cusswords, tunes and songs, malapert remarks;
Something falls on the ground out of her hand,
It\'s a rose I guess.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.

İstanbul\'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul\'u dinliyorum.

I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed;
A bird flutters round your skirt;
I know your brow is moist with sweat
And your lips are wet.
A silver moon rises beyond the pine trees:
I can sense it all in your heart\'s throbbing.
I am listening to Istanbul, intent, my eyes closed.


Translated by Talat Sait Halman
OsmanWednesday 19th of July 2006 12:27:46 AM
- by Yavuz Bülent Bakiler

[size=2][color=red]Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin / If Only You Came One Day [/color][/size]

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

If only you came one day..
From the distants, tired like a pigeon sweetheart.
A never ending beauty in your eyes
Spring in your hair..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

If only you came one day..
A fresh breeze in your smile
Your hands still as beautiful
All the doors you touch blossomed..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

If only you came one day..
Your longing inside me, like eternity.
I stare bewildered all of a sudden, helpless.
Stars from the sky fallen on my heart.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .

If only you came one day..
With no shadow on your face, and no reproach in your words.
I rub your dusty shoes on my eyes
The whole world is mine...

OsmanWednesday 19th of July 2006 12:32:22 AM
- by Ümit Yaşar Oğuzcan

[color=red][size=2]Bir Gün Anlarsın / You will understand one day[/size][/color]

Uykuların kaçar geceleri
Bir türlü sabah olmayı bilmez
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
Ne çarşaf halden anlar, ne yastık
Girmez pencerelerden beklediğin aydınlık
Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın
Onun unutamadığın hayali
Sigaradan derin bir nefes çekmişcesine dolar içine
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu
Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin
Gün gelir de sesini bir kerecik duymak için
Vurursun başını soğuk taş duvarlara
Büyür gitgide incinmişliğin, kırılmışlığın
Duyarsın
Ta derinden acısını çaresiz kalmışlığın
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin
Niçin yaratıldığını
Bu iğrenç dünya ya neden geldiğini
Uzun uzun seyredersin de aynalarda güzelliğini
Boşuna geçip giden yıllarına yanarsın
Dolar gözlerin için burkulur
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların
Sevilen gözlerin erişilmezliğini
O hiç beklenmeyen saat geldi mi
Düşer saçların önüne ama bembeyaz
Uzanır gökyüzüne ellerin
Ama çaresiz
Ama yorgun
Ama bitkin
Bir zaman geçmiş günlerin uykusuna dalarsın
Sonra dizilir birbiri ardınca gerçekler acı
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın
Bir gün anlarsın hayal kurmayı
Beklemeyi
Ümit etmeyi
Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi
Lanet edersin yaşadığına
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın
O zaman bir çiçek büyür kabrimde kendiliğinden

Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın

in english

You lose your sleep at nights
Morning sun refuses to rise
Your eyes get stuck at a point in the ceiling
A ringing starts in your ears, maddening
Neither the bed sheet understands, nor the pillow
The light you wait for does not enter through your windows
You turn to your bed and cry for your helplessness
The memory that you can\'t forget fills inside you
As if you took a deep breath from your cigarette
You will understand one day what it means to love
One thay, you will understand that everything is actually vain
Honor, virtue, goodness, beauty
A day comes when you hit your head to the cold stone walls
Just to hear that voice only once
The hurt and brokenness in your feelings grow and grow
You feel
Deep inside the pain of being desperate
You will understand one day what it means to love
One day, you will understand what your hands are for
What you were created for
Why you came to this disgusting world
You watch your beauty in the mirrors, with no hurry
And you feel the pain of those years that passed by in vain
Your eyes get wet, you feel grieved
You will understand one day what it means to love
One day, you will understand the taste of the loved lips
You will understand how out of reach the loved eyes are
When that totally unexpected time comes
You hair falls on your eyes, but white
Your hands try to reach the sky
But desperate
But tired
But exhausted
One day, you sleep towards the past
And the painful truths line up one after another
You will understand one day what it means to love
One day, you will understand to dream
To wait
To hope
Like a dirty shirt, you want to take off and throw away
The fearful night wrapping your hole body
You curse that you live
You tear apart and throw away whatever you have left from the past
Then, a flower grows on my grave, by itself

That day, you will understand that I love you



OsmanWednesday 19th of July 2006 01:24:13 AM
- by Ahmet Muhip Dranas

[color=red][size=2]Fahriye Abla[/size][/color]

Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar.
Kapanırdı daha gün batmadan kapılar.
Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden,
Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışsın, sen!
Hülyasındaki geniş aydınlığa gülen
Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla
Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla!

The air filled with a pungent charcoal smell
And the doors closed before sunset;
From that neighborhood as languid as a laudanum
You are the only surviving trace in my memory, you
Who smiled at the vast light of her own dreams.
With your eyes, your teeth, and your white neck
What a sweet neighbor you were, Fahriye abla!

Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi,
Sarmaşıklarla balkonu ortuk bir evdi;
Guneşin batmasına yakın saatlerde
Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede;
Yaz, kis yesil bir saksi itir pencerede;
Bahcende akasyalar acardi baharla,
Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Your house was as small as a neat box;
Its balcony thickly intertwined and the shades
Of ivies at the tiny hours of the sunset
Washed over in a nearby hidden brook.
A green flowerpot stood in your window all year round
And in spring acacias blossomed in your garden
What a charming neighbor you were, Fahriye abla!

Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı;
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı;
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin,
Altın bileziklerle dolu bileklerin.
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin;
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla,
Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla!

Earlier you had long hair, then short and styled;
Light-complexioned, you were as tall as an ear of corn,
Your wrists laden with ample golden bracelets
Tickled the heart of all men
And occasionally your short skirt swayed in the wind.
You sang mostly obscene love songs
What a sexy neighbor you were, Fahriye Abla!

Gönül verdin derlerdi o delikanlıya,
En sonunda varmışsın bir Erzincanlıya.
Bilmem şimdi hala bu ilk kocanda mısın?
Hala dağlari karlı Erzincan\'da mısın?
Bırak, geçmis günleri gönlüm hatırlasın;
Hatırada kalan şey degişmez zamanla,
Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla

Rumors had it that you were in love with that lad
And finally you were married to a man from Erzincan
I don\'t know whether you still live with your first husband
Or whether you are in Erzincan of snowy mountaintops.
Let my heart recollect the long-forgotten days
Things that live in memory do not change by time
What a nice neighbor you were, Fahriye Abla!


note: Erzincan is relatively one of the coldest cities in Turkey..
OsmanWednesday 19th of July 2006 01:34:30 AM
- by Attila İlhan

[color=red][size=2]Bekle - Wait[/size][/color]

Geleceğim bekle dedi
Ben beklemedim o da gelmedi
Ölüm gibi birşeydi
Ama kimse ölmedi

She said wait, I will come
I didn\'t wait, she didn\'t come
It was someting like death
But nobody died

OsmanWednesday 19th of July 2006 02:42:28 PM
- by Feridun Düzağaç (singer)

[color=blue][size=2]Cumartesi - Saturday[/size][/color]

Bakışların gittiğin yerden uzak,
Yoksa gelirdim;
\'Sensiz anlamsızlığımı anladım, dön v.s.\' demek için

Your glance is far than the place where you went
Otherwise I would come
I realized my meaninglessness without you to say \" turn back etc\".

Bugün burada cumartesi,
Ben senin saçlarını, suçlar bakışlarını,
Geveze susuşlarını bile özledim

Today is saturday here
I missed your hair, your accusing glance and even your talkative silence

Ayrılık bu söyle sende farklı mı zaman?
Aynı soğuk.. Aynı hazan...

Separateness is such, is the time different with you?
Same cold.. . same autumn...

Bugün orda da Cumartesi mi
Sen de beni, \'benim kadar\' özledin mi,
\'Aynalardan kaçarken özlenmeyi beklemek\'...
Ne kadar acı, ne kadar komik..
..Ve bana ait değil mi?
Gülme!
İncinirim...

is today saturday there?
Did you miss me as much as I did
To expect being misses while escaping from mirrors
How painful how funny
and does it belong to me?
Dont laugh!
I would be hurt...

OsmanWednesday 19th of July 2006 02:43:41 PM
- by Orhan Veli Kanık

[color=green][size=2]Uzakta Değilim / I am not Far[/size][/color]

Öyle senden uzakta değilim
Görmesini bilsin gözlerin,bakışındayım
Belki sana senden yakın
Çarpan kalbinin her atışınıdayım...

I am not far from you
Your eyes shall know to look, I am in your looks
Perhaps closer to you than yourself
I am at every beat of your heart...

OsmanWednesday 19th of July 2006 02:46:01 PM
- by Uğur Arslan

[color=orange][size=2]Bir Çiçek Aldım - I Bought a Flower[/size][/color]

Dün gece yine yalnızdim
Sokağa çıktım
Ve kendime bir çiçek aldım
Kendim almamış gibi yürüdüm sokaklarda
Ve yalnız değilmişim gibi düşündüm
Ama her gece gibi
Dün gece de yalnızdim
Ve kendime bir çiçek aldım
Bir saat geri alınmış saatler
Ben geri almadım
Ve bir saat daha yalnız kalmadım
Bir masaya oturdum
İki çay ısmarladım
Ben içtim
sen soğuttun
sana söyleyeceğim her şeyi yuttum
çok dert etmedim
çünkü yoktun
dün gece yine yalnızdım
rahat ağladim
yokluğundan gizlemedim gözyaşlarimi
ve lambaları hiç karartmadım
dün gece
her gece gibi yalnızdım
sokağa çıktım
ve kendime bir çiçek aldım
sen sandım
Koklamadım

I was alone again last night
I went out to the street
And bought a flower for myself
I walked the streets as if it was not from myself
And I thought as if I was not alone
But, like all the other nights
I was alone last night
And I bought a flower for myself
Clocks were adjusted, put one hour back
I didn\'t touch mine
Not to be alone for one more hour
I sat down,
Ordered two glasses of tea
I drank mine
Yours got cold
I swallowed everything I wanted to tell you
It was ok
Because you were not there
I was alone again last night
I cried easily
I didn\'t hide my tears from yur absence
And I didn\'t turn off the lights
Last night
I was alone, like all other nights
I went out to the street
And bought a flower for myself
Thinking that it was you,
I didn\'t smell it

ladysmyrnaWednesday 19th of July 2006 06:18:57 PM
- [b]by Nazım Hikmet Ran[/b]

KARIMA MEKTUP

Bir tanem!
Son mektubunda:
\"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!\"
diyorsun.

\"Seni asarlarsa
seni kaybedersem;\"
diyorsun;
\"yaşayamam!\"

Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım\'a!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...

Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.



LETTER TO MY WIFE
11-11-19933
Bursa Prison
My one and only!
Your last letter says:
``My head is throbbing,
my heart is stunned!\'\'
You say:
``If they hang you,
if I lose you,
I\'ll die!\'\'
You\'ll live, my dear-
my memory will vanish like black smoke in the wind.
Of course you\'ll live, red-haired lady of my heart:
in the twentieth century
grief lasts
at most a year.

Death-
a body swinging from a rope.
My heart
can\'t accept such a death.
But
you can bet
if some poor gypsy\'s hairy black
spidery hand
slips a noose
around my neck,
they\'ll look in vain for fear
in Nazim\'s
blue eyes!
In the twilight of my last morning
I
will see my friends and you,
and I\'ll go
to my grave
regretting nothing but an unfinished song...
My wife!
Good-hearted,
golden,
eyes sweeter than honey-my bee!
Why did I write you
they want to hang me?
The trial has hardly begun,
and they don\'t just pluck a man\'s head
like a turnip.
Look, forget all this.
If you have any money,
buy me some flannel underwear:
my sciatica is acting up again.
And don\'t forget,
a prisoner\'s wife
must always think good thoughts.

ladysmyrnaWednesday 19th of July 2006 06:23:18 PM
- [b]by Özdemir Asaf[/b]


TELAŞ

Yaşamak değil,
Beni bu telaş öldürecek.


RUSH

Not living,
This rushing will kill me.


stormgoblinSunday 26th of November 2006 04:51:59 AM
ottoman poetry/ material - i just discovered this, and the cool thing is it translates from arabic script to english and turkish definitions of words in the poetry.

http://www.umich.edu/~turkish/langres_ott.html
OsmanSunday 26th of November 2006 05:15:56 AM
- very interesting link! Thanks Pete!


Search Phrasebase